İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kriz patlayınca defineciler arttı

Fakir vatandaş kısa yoldan zengin olmak için artık define arıyor! 10 yılda 1630 kişi kazı için gerekli olan resmi izni almış ama hiçbiri define bulamamış

Önce define bulmak için evini yıktıran Çanakkale’deki defineci haber oldu, ardından Mudanya sahilinde tonlarca altının peşine düşen 67 kişi… İstanbul’da 3 metre toprağın altında define arayan defineciden sonra da Samsun’daki 11 kafadar gündeme oturdu. Resmi izin alınarak yapılan bu umut kazıları ile ‘resmi definecilik’ bir anda patladı.

Elinde bir ipucu bulunan ve gerekli evraklara sahip olanlar, devletten kazı yapmak için izin alabiliyor. Yani bütün kazılar devletin resmi makamları tarafından kontrol ediliyor. Ancak büyük umutlarla yapılan bu aramalarda rakamlar ‘umutsuzluğu’ gösteriyor. Çünkü Türkiye’de son 10 yıl içinde 1.630 resmi izin alınmış ancak hiçbir aramada defineye rastlanmamış.

YARISI DEVLETE KALIYOR

Türkiye’de bugüne kadar define arama izni en fazla Samsun, Bursa ve Edirne’de alınmış. Çünkü bu şehirlerde geçimlerini sadece definecilikten kazananların sayısı çok fazla. İzin almak için, kazı yapılacak yerin bağlı olduğu mülki amirliklere dilekçe ile başvurmak gerekiyor. Gerekli bilgileri verdikten sonra izin alınabiliyor; ancak 18 yaşını geçmiş olmak ve kazı yapılacak yerin sit alanı ve mezarlık olmaması şart. Alınan ruhsat bir yıl geçerli.

Kanunlara göre, resmi izinli defin arama yapıldığında define bulunması halinde malın yarısını devlet alıyor. Geri kalanın yüzde 40’ı bulana, yüzde 10’u toprak sahibine olmak üzere üçe bölünüyor. Kazı yapılırken resmi temsilcilerin bulunması şart, harcırahları ise defineciden…

ELİ BOŞ DÖNMEK DE VAR!

Ancak herşey göründüğü kadar kolay değil. 30-40 yıldır define arayanlar, bu macerayı gençlere asla tavsiye etmiyor. Bu işin maddi ve manevi kayıplarının çok olduğunu söyleyen defineciler, örneğin 1 hafta boyunca 5 kişiyle çıkılacak bir define macerası için yaklaşık 300-500 milyon liralık masraf yapıldığını, sonunda eli boş dönme riskinin olduğunu belirtiyorlar. Yine de hayalleri bir gün gerçekleşir düşüncesiyle kazılara devam ediyorlar.

Acemilere tüyolar da veren deneyimli defineciler, son yıllarda Bulgaristan’dan gelen sahte haritaların moda olduğunu vurguluyorlar. Zenginlerin arazilerinin haritasını çıkaran dolandırıcılar, define için araziyi satın almak istediklerini ‘çıtlatarak’, yüksek ikna kabiliyetleriyle birkaç milyara sahte haritanın yarısını arazi sahibine satıyorlar.

‘AMAÇ DERVİŞ’E YARDIM’

Fahrettin YILDIZ: Eski İstanbul Köprüsü ayağında kazıya başladı
“Köprü çalışması yapılırken bazı kalıntılara rastlanmış. Sonra deprem araştırması yapılırken, define hikayeleri ile karşılaştık. İki olasılık vardı: Biri, Kurtuluş Savaşı sırasında Fransa Hükümeti Ermeniler’e bir vagon dolusu altın yolluyor. Bu altınların izi Silivri’de kayboluyor. Tahminimize göre burada olabilir. İkinci ihtimal ise bu bölgenin Osmanlı döneminde padişahların darphanesi olması. Araştırmada bu bölgede altın olduğu ortaya çıktı. Resmi izin için tam 15 gün uğraştım. 600 milyona yakın harcama yaptım. Sadece benim yetkim olan yere başkaları da kaçak girmeye başladı. Raporum geldikten sonra kazıya devam edeceğim. Çünkü bu ekonomik şartlar da Kemal Derviş’e yardımcı olmak istiyorum.”

11 KİŞİ 3 TON ALTININ PEŞİNDE

Samsun’da 11 kişi, 3 ton altın olduğunu iddia ettikleri Devgeriş köyündeki Milli Emlak Müdürlüğü’nün arazisinde kazı çalışması yapıyor. 11 kafadarın iddiası, Kurtuluş Savaşı yıllarına dayanıyor. İddialara göre, bölgede oturan Rum ve Ermeniler ayrılmadan önce değerli eşyalarını bu araziye gömmüş; tekrar döndüklerinde almak için… Dönemedikleri için, şu anda 3 ton altın toprağın altında sahibini bekliyor!

‘ALTINLAR DEVLETTE’

Cahit CÖMERT: Define aramak için evini yıkan Serap Karacan’ın komşusu
“Bizim buralar Rumlar’ın eski yerleşim yerlerindendir. Tam bizim evlerin bulunduğu yer ise Rumların Sahaf Çarşı’sıymış. Bundan tam 60 yıl önce babam ev yaparken arazimizin altında bir kuyu bulmuş. Su kuyusunu temizlemek için içine girdiklerinde, bakır tencere, su kabı gibi eşyalar bulmuşlar. Komşumuz Erol Dağcı da bundan 30 yıl önce bahçesindeki kuyuyu temizleme kararı almış. Kuyu temizlenirken altın bulmuşlar. Hatta söylentiye göre kuyuyu temizleyen işçi çok pay isteyince anlaşamamışlar. İşçi de karakola şikayette bulunmuş. Şimdi bulunan altınlar devlette. Ama Erol’a sorarsanız değersiz paralar çıkmış. Burada tarihi eserlere ulaşmak kolay. Örneğin her evde Rumlar’dan kalma şarap küpü bulabilirsiniz.”

Öge DEMİRKAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: