İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İki toplum zaten dost

Papa II. Karakin, Ermeniler’in Hıristiyanlığı resmi devlet dini olarak kabul edişlerinin 1700. yılı kutlamalarında Milliyet’e konuştu: Türkiye ve Ermenistan arasında dostluk ve kardeşliğin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok


AYŞEGÜL SÖNMEZ

Ermenistan’daki son günümüzde Echmiazdin’e gidiyoruz. Echmiazdin, eski Ermenice’de “İsa’nın yeryüzüne indiği yer” demek. Ermenistan’a 45 kilometre uzaklıktaki bu şehirde, Ermeniler Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul edişlerinin 1700. yılını kutluyor. Bu kutlamalar için yeni kilise ve oteller inşa ediliyor. Echmiazdin Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi, dünyanın dört bir yanından gelen Ermenilerle dolup taşıyor.

Dua edenlerin en çoşkulu ve çevik olanları en yaşlıları… Tüm çocuklar, en güzel elbiselerini giymişler, saçlarını kolonyayla ıslatmış, kilisedeki yerlerini alıyorlar. Anneleri kilisenin soğuk taş zemininde dua edip eğildikçe onlar da eğiliyor, anneleri gözleri kapadığında onlar da kapatıyor… Koro, ilahi söylerken yaşlıların hemen hepsi ağlıyor.

“Antep başka bir şehir olmuş”

Kilisenin bahçesinde güneş tam tepede. Herkes birbirini uzaktan öpüp, “İsa içimizde, İsa’nın içimizde olmasını kutluyoruz” diyerek sarılıyor. Mumlar yakılıyor. Kilise yararına mum satan Nesser, Türkçe biliyor. Mekanik mühendisi olan Nesser’in babası Gaziantep’te, kendisi Halep’te doğmuş. “Gitmişem görmüşem, Yeni Antep ne kadar değişmiş. Olmuş başka şehir. Değil eski Antep” diyor. Ailesiyle İstanbul’a tatile gelmek istediğini de söylüyor. “Şu kapılar bir açılsa ne rahat olur” diyor. Bu sözleri söylerken sesi, kilisedeki ilahilere karışıyor. Yaşlılar gözyaşlarını siliyor ve herkes Papa II. Karakin’in içeri girip onları kutsamasını bekliyor.

“Türkiye’de çok duygulandık”

Papa II. Karakin, bu sırada Diaspora Ermenileri’nden oluşan 150 kişilik grupla özel bir toplantı yapıyor. Toplantının ana konusu grubun New York’ta başlayıp, Güney ve Doğu Anadolu’yu gezip Erivan’da sonlandırdıkları “Gregoryen’in Ayak İzleri” adlı yolculukları. Bir çeşit hac olarak tanımlanan yolculuk izlenimlerini, Peder Oscar Tatosyon anlatıyor: “Kutsadığınız yolculuğumuz çok güzel geçti. Türkiye’de gördüğümüz manzaralar karşısında çok duygulandık. Tarihi kiliselerimizin yıkık, dökük ve bakımsız durumda olmalarına çok üzüldük.”

II. Karakin ise “Kiliselerin duvarları yıkık olabilir. İçinizdeki kiliseler sağlam olsun” diyor.

“Değişimden umutluyum”

Toplantıdan sonra soluğu II. Karakin’in yanında alıyorum. Ermeni Kilisesi Başpiskoposu II. Karakin’e, iki ülke arasındaki barış ve kardeşliğin sağlanması için ne yapılması gerektiğini soruyorum.

Karakin, elini omzuma koyuyor ve şu açıklamayı yapıyor: “Son zamanlarda, komşu ülke Türkiye’nin Ermenistan’a karşı tavrındaki değişimi, yakından takip ediyorum ve gözlemliyorum. Bu değişimin olumlu bir değişim olduğu görüşündeyim. Umudum, bu değişimin olumlu yönde devam etmesi.”

Ağlatan yakınlık…

Bu sözlerden sonra Papa, kilisede yerini alıyor. Bu sırada ben bahçedeyim; 3 hafta önce ölen babasının doğum yeri olan Tokat’a gitmek ve ölüsünün küllerini buraya dökmek için geziye katılan Andrew Tarayan’ın kamerasına gülümsüyorum. Ve söz kardeşlikten açılmışken kameraya, Andrew’un geziye katılmayan eşi için şunları söylüyorum:

“Merhaba Nancy, bir dahaki sefere seni de İstanbul’a bekliyorum. Gelin ve misafirim olun. Bu arada harika bir kocan var.” Andrew, elinde kamerası, ağlamaya başlıyor. Sarılıyoruz…


Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: