İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenistan ‘Kadın Cumhuriyeti’

İşsizlik, erkekleri dünyanın dörtbir yanına dağıtmış, Ermenistan kadınlara kalmış… Ülkenin kadınları güçlü, gençler ise ‘her şeye rağmen’ mutlu, gelecekten umutlu…

AYŞEGÜL SÖNMEZ

Her şey çok masum bir hayalle başladı… Amerika’da yaşayan bir grup Ermeni, atalarının yaşadığı, ayak bastığı toprakları görmek, kültürlerini tanımak istediler ve bir yolculuğa çıktılar… Amerika’nın New York kentinde başlayan, İstanbul’dan sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarihi yerlerin ziyareti ile süren “Gregoryen’in Ayak İzlerinde” adlı tur çerçevesinin son durağı Erminestan’dı… Ve biz yine onlarlaydık. Amerikan Diaspora Ermenileriyle, yolculuğun son durağı olan başkent Erivan’a gittik; Ermenistan’ın tarihi şehirlerini gezdik.

Tatlıses dinliyorlar

İlk olarak Ermenistan’ın başkenti Erivan’dayız… Hava çok sıcak ancak asla terletmiyor. Sular temiz. Hemen her köşe başında tarihi bir sebil, ağızlarda ise o suların bıraktığı taze bir ferahlık var… Sokaklarda en çok çekirdek satıcılarını görüyoruz. Eskiden ‘Lenin Meydanı’ olarak anılan mekan, şimdi Cumhuriyet Meydanı adını taşıyor. Lada 124’lü taksiciler, turist bekledikleri bu meydanda “Haydı soyle” diyerek ‘İbrahim Tatlısas’ın kulaklarını çınlatıyor…

Her 5 kişiden 4’ü kadın

Ülkede nüfusun yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor. Erkekler, çoktan iş bulmak için Meksika, İspanya ve Rusya gibi ülkelerin yolunu tutmuş. Arkalarında bıraktıkları kadınlar ordusu güçlü.

Uzun bacaklarına giydikleri siyah uzun yandan yırtmaçlı etekler, ayaklarındaki platform ayakkabılar ve dudaklarına çektikleri kalemleriyle göz alıcılar. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının en büyük şikayetçisi ve en büyük kurbanı gençler. Çünkü 90’dan fazla üniversitenin bulunduğu ülkede, 25-30 yaşındakilerin hemen hemen tümü yüksek okul mezunu ancak işsiz. Bu yüzden, havuzlardan akan suların kenarında serinlemeye çalışan gençler, hep uzak diyarların, başka hayatların düşünü kuruyor…

Platon ve Madonna

Erivan Devlet Üniversitesi bahçesinde Anuş Maykaryen ile oturuyoruz. 20 yaşında. Felsefe ve Mantık Bölümü öğrencisi. “Platon’u çok seviyorum” diyor ve ekliyor, “Ama Madonna’yı da…” İkisinin ortak noktasını sorduğumda, “Yenilikçi, daha doğrusu devrimci olmaları” diyor. Boyzone, Backstreet Boys ve Elton John’a hayranlığından söz ediyor. Okulu bitirir bitirmez Brezilya’ya gideceğini, bunun için, şimdide para biriktirdiğini anlatıyor. Her ne kadar felsefe okusa da “model olmak istiyorum” diyor. Ailesiyle ilişkisi ‘tipik’. Bu, gece çıkmasının yasak olduğu anlamına geliyor.

‘Jennifer Lopez gibi…’

Helen Kagauzuyan ise 19 yaşında. O da en büyük merakının sinema olduğunu söylüyor. Erivan’da sinema 3 dolar. Lilit Martirosyan 17 yaşında. Radyofizik bölümü öğrencisi. “Hayatta en çok istediğin şey ne?” sorusuna “Ayrı eve çıkmak” cevabını veriyor ve ekliyor: “Tek başıma ve özgür”. Aşkı, “sadece mutlu olmak” olarak tanımlayan Martirosyan, New York’ta yaşamanın yollarını arıyor. Ve o da “Ne olmak istiyorsun?” sorusunu “Model olmak istiyorum Jennifer Lopez gibi” diye cevaplıyor.

En çok rock müziğin tercih edildiği Erivan’da çeşitli gruplar, açık ve kapalı mekanlarda canlı müzik yapıyor. En popülerleri ‘Bambir’ adında 68’li delikanlılardan oluşan bir grup. Moğollar ve Bambir’i bir araya getirme fikrim, gençler arasında çoşku yaratıyor. Konsere gelmesi için bekledikleri grup ise Ermeni asıllı Amerikalılardan oluşan ‘System of a Down’.

Daima Rock!

Ermeni Filarmoni Orkestrası Meruzhan Simonian’ın yönetiminde bir konserden çıkıyoruz. Ve bir ‘rockbar’a gidiyoruz. Klasik müzik konseri boyunca masum ve uslu uslu müzik dinleyen Erivanlı çağdaşlarımız, Erivan’ın ‘Kemancı’sını andıran mekanda Sepultura tişörtlü gençlerle kafa sallıyor. Dans ediyor, Kilikya biralarını yudumluyorlar.

Genç Ermenistan, birey ve özgür olmak üzere emekliyor. Gençler, bu “Doğu’nun Batı’sı” topraklarda, bir yandan geleneği elden bırakmıyor öbür yandan global hazlara bir an önce kavuşmak için sabırsızlanıyor. Her şey operada hemen hemen her akşam oynanan Kafkas oyunları temsilleri gibi: “Disiplinli ve dağınık; cesur ve güvensiz.”

Şarap soslu kitap ‘best seller’ olur!

Erivan Devlet Opera ve Balesi’nde haftada birkaç gün, opera ve klasik müzik konserleri düzenleniyor. Şu anda genç kuşağın içinde popülaritesi en yüksek bestekarların başında Avet Terteryan geliyor. Gümrü depreminden 22 ay önce yazdığı bestesi, 22 davul vuruşuyla başlıyor. Bu bestenin yazıldıktan tam 22 ay sonra Gümrü depremi sırasında Gümrü’nün 22 kere sallanmış olması, Terteryan’ı ruhani ve bir o kadar gizemli dolayısıyla daha ilgi çekici kılıyor.

Şairlerin çoğu kadın

En çok okunan yazar tarihsel romanlarıya ünlü Levon Hechayan. Hareketli bir edebi sahneye sahip olan Erivan’da kitapların ilk piyasa çıktığı gün düzenlenen kokteyllerde pagan dönemden kalma ‘kinekson’ denilen bir gelenek yaşatılıyor. Geleneğe göre yeni çıkan kitabın sayfaları kırmızı şarapla ıslatılıyor. Böylece kitabın bereketli olacağına inanılıyor. Genç şairlerin yoğunlukta olduğu edebiyat sahnesine bireysel bir tarz hakim.

‘Toplum için sanat’ın çoktan rafa kaldırıldığı ama Sovyetler’den kalma toplu blokların egemen olduğu şehirde şairlerin çoğunluğu genç kadınlar… İran Ermenisi Violette Grigoryan, 7. yüzyılda ilk kadın Ermeni şair Şuşanik’in izini 2001’de Erivan’da sürenlerden.

YARIN:

Ermeni kilisesi Başpiskaposu II. Karakin, ilk kez bir Türk gazetesine konuştu… Soykırım için ne dedi?

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: