İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SEÇİMLERİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Oylar nispi usulde değerlendirilseydi, Beyazlar 6, Kırmızılar 3, Sarılar 2 kişiyle yönetimde temsil hakkı elde edeceklerdi. Söyleyebilir misiniz, “Kötü mü olurdu?”.

Adına seçim dediğimiz, Yöneticilerimizi belirleme yöntemimiz sonuçlandı. Vatana, Millete hayırlı olsun. Hayırlı olsun, ama daha iyisi olamaz mıydı? Tabii ki olurdu. Ama birileri “Biz bunu bilir bunu uygularız, bizden öncekilerde böyle uygulamış” diye düşünüp ileriye değil de geriye bakmasalardı daha iyisi olurdu. Hastanemizi ele alalım. Üç Grup Hastane Yönetimine üç ayrı liste ile katıldılar. Bize göre çok da güzel oldu. Her listede de çok değerli isimler vardı. Kendi alanlarında başarılı, üretken, arzulu, yaşadığı tarihi kavrayan isimler. Tek başlarına hastane yönetebilecek isimler. Şimdi ne oldu? Bunların bir kısmı dışlandı. Şu seçimlerin oy dağılımı nispi usule göre yapılsaydı. İyinin iyisi olmaz mıydı? Sandığa gidenlerin hepsinin oyları da yönetimde temsil şansı bulsaydı kötü mü olurdu? İnsanlarımızın yüzde 28-30 u sandık başına gitti. 37-40 bin seçmenimizden 11 bin kadarı oy kullandı. 6 bin küsür oy alan liste mevcut sisteme göre sandalyelerin tamamını kazanmış oldu. Bu aşağı yukarı genel seçmenlerin yüzde 15 i demektir. Başka bir değişle, seçmen oylarının (bize göre) yanlış değerlendirilmesi sonucu, hem diğer listelerdeki adayların önü, hem de seçmen iradesinin önü kesilmiş oldu. Ayrıca ortak kurumumuz seçmenlerin yüzde 15inin iradesiyle seçildi. Nispi usule göre bu sayı yüzde 30 larda olacaktı.Bu oy sonuçları nispi usulde değerlendirilmiş olsaydı Hastanemiz Yönetimine Beyaz Listeden 6 aday, Kırmızı Listeden 3 aday, Sarı Listeden 2 aday yönetimde temsil şansı bulacaktı. Vicdanınızın sesiyle yanıt verin. Böyle bir Hastane Yönetimi kötü mü olurdu? Bize göre harika olurdu. Ama ” biz “diye tanımladıklarımın dışındakiler farklı düşünüyordu. İnanın sonuçlar bu şekilde değerlendirilseydi katılım da çok daha yüksek olurdu. Bundan başka gördüğümüz yanlışlıklar yada eksiklikleri söyle sıralayabiliriz.

Adaylar, Aday listeleri seçime katılma konusunda kesin kararlarını çok gecikmiş olarak verdiler. Kendilerini ve programlarını halka yeteri kadar tanıtma şansı bulamadılar. Seçim takvimi sürecinde son haftaya kadar, zaman ve enerji, gereksiz yere tek liste oluşsun diye harcandı. (Sarı Liste hariç) herkes nispi usulde değerlendirmeye soğuk baktı. Birleşme yada birleştirme çabaları bu yönde yoğunlaşsaydı bizce daha doğru olurdu. Neylersin ki bunu ciddi olarak düşünen ya yoktu yada yetersizdi.

Aday belirlemelerde klasik anlayış aşılamadı. Listeler incelendiğinde (Sarı Liste hariç) görüldüğü gibi hala halkın içinden değil yönetimlerin içinden, sistemin içinden olanlara öncelik tanındı. Onlara itibar edildi. Bunu onlar başka yönetimlere aday olmasınlar anlamında söylemiyorum. Hiç kuşkusuz o arkadaşlarımızın da göz ardı edilmemesi gerekir. Ancak, tek ve öncelik ölçüt bu olduğunda, toplum dinamiklerinin bir kısmı göz ardı ediliyor demektir. Bir yanda yönetenler diğer yanda yönetilenler oluşuyor. Yönetilenlerin toplumla ve kurumlarıyla bağları ve katılımları olabildiğince inceliyor, yer yer kopuyor. Semtlerde konuyla ilgili toplantılar yapılabilirdi. Gençler seçimlere motive edilebilirdi. Kilise seçim kütükleri el birliğiyle güncelleştirilirdi…

Yıllar yılı bu işlerin içerisindeyim şu seçmen kütükleri işinin, Kilise Çevresindeki Toplumun adreslerinin doğru dürüst tutulduğuna tanık olmadım. Bu seçimlerde de böyleydi. Bir çok seçmen sandıktan geri döndü.Yönetimlerin de halkın da bu konuda eksiklikleri var. Ama daha çok yönetimlerin.(Arkadaşlarımla bir önceki hastane seçimlerine (1997) katıldığımızda hani şu her genel-yerel seçim öncesinde güncelleştirilen muhtarlıklarda askıya çıkan siyasi partilere birer sureti verilen seçmen kütüklerini taradık. 41 bin Ermeni seçmen tespit ettik. Çoğu kiliselerinde kayıtlı değildi. Kayıt seferberliğine girdik. Yazık ki kimi kiliselerde engelle karşılaştık. Posta, kurye ve elden dağıttığımız program ve tanıtım zarflarımızın çok azı geri döndü. Ancak pek çok seçmen oy kullanamadı.)

Seçim komisyonu bu seçimlerin tek yetkilisiyken, Yönetmelik yoruma gerek bırakmayacak kadar net ve açıkken, Seçim Kanunu Hükümlerine uymamız gerekirken bu garip seçim sisteminden vazgeçemedi. Bu sistemin aslının adı “Çarşaf Liste”dir. Bütün adaylar listeye yazılır, seçmen adayın karşısında ki kareyi işaretleyerek oyunu kullanmış olur. Uygulanan sistem bu mu? Değil. Esasen bizim uymamız gereken “Ortak Vakıflar Seçim Yönetmeliği”nde yazılı. Bunun kısa adı nispi sistem. Yukarıda anlattığım yararına inanan yorumunu ona göre yapar, inisiyatifini ona göre kullanır. Aslında yanlışlık yine baştan var. Bir kere seçime taraf olan kurum, tarafsız bir organ olan Seçim Komisyonunu seçmemeli. Hele hele kendi yönetimindeki kurumdan hiç seçmemeli. Komisyon dahil Seçim sistemi dahil her şey artık kapalı kapılar ardından dışarı taşınmalı. Yıllardır aynı şeyleri tekrar tekrar yazmak istemiyorum. Umarım artık bir değişim sürecine girdik. Umarım bu konular gündemimizden düşmez.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: