İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ülker Uncu:’Bir gönül borcu:GOMİDAS’ – YeniGündem

Kardeş Türküler gurubundan Ülker Uncu Yeni Gündem gazetesinde Pazar günü çıkan yazısında Hürriyet’deki bir fotoğrafdan yola çıkarak, Gomidas Vartabet’in hayatını okurlarıyla paylaşıyor. Yazı şöyle…

1 Şubat 2001 tarihli Hürriyet gazetesinde, Ermeni müzisyen Gomidas Vartabed’in heykeline “pisleyen” bir köpeğin resmi yayınlandı. Fransız Parlamentosu’nun 1915 Ermeni Soykırımı’nı tanımasının öcü, başka kampanyaların yanısıra, Ermenilerin çok değer verdiği bir müzisyenin şahsında tüm Ermenilerin aşağılanması ile de alınmaya çalışılmıştı. “Sizin değerli müzisyeniniz işte buna layık” denilmişti mızıkçı bir çocuk edasıyla. Tabi, ne gazete ne de bu resmi basmayı “akıl eden” cinfikirliler, Gomidas’ı aşağılarken kendi kültür ve değerlerini aşağıladıklarının farkında değildiler. Gomidas sadece Ermenilerin müzisyeni değildi, Anadolu’daki tüm müziklere ilgi duymuş ve o yıllardaki olanaksızlıklara rağmen Anadolu’nun pek çok yerinde türkü derlemeleri yapmış, bunları notaya çekmişti. Derlemeleri birçok eski Anadolu türküsünü bugüne taşıdı, 1915’i yaşamasaydı belki çok daha fazlasını da taşıyacaktı.

Derlemeci, etnomüzikolog ve besteci olan Gomidas, 1869’da Kütahya’da doğdu. Gerçek adı Soğomon Soğomonyan olan Gomidas, papaz olduktan sonra, 7. yüzyılda yaşamış olan Ermeni ilahi yazarı Gomidas’ın adını aldı. Kütahya’da geçen çocukluğu sırasında hiç okula gitmedi ve Ermenice öğrenemedi. Çok küçük yaşta annesini ve babasını kaybetti. 1881 yılında Eçmiyadzin Ermeni Başpatrikliği, Anadolu’daki çeşitli illere bir heyet göndererek, yetim Ermeni çocuklarını din adamı olarak yetiştirmek üzere Ermenilerin kutsal şehri sayılan Eçmiyadzin’e getirtti. Gomidas da bu çocuklardan biriydi. Önceleri Ermenice bilmediği için öğrenci olarak almak istemediler onu, ama sesinin güzelliğinden etkilenerek Kevorkyan Manastırı’na kabul ettiler. Burada din eğitimi alan Gomidas, daha öğrencilik yıllarında müziğe merak sardı; Anadolu’nun ve Kafkasların her yerinden gelen Ermeni çocuklarının söylediği halk ezgilerinden etkilendi. 1893’te mezun olduktan sonra Gomidas adıyla birlikte Vartabed (teoloji doktoru) ünvanını aldı. Bir din adamıydı Gomidas, ama hayatının geri kalan kısmını dini şarkılar ve halk türküleri üzerine yaptığı çalışmalar ile geçirdi.

1896’da kazandığı burs ile Berlin’e gitti. Burada bir yandan Richard Schmidt Özel Konservatuvarı’nda müzik eğitimi alırken bir yandan da, Friedrich Wilchelm Üniversitesi’nde müzik felsefesi ve müzik tarihi derslerine devam etti. Berlin’de bulunduğu yıllar içinde şehrin müzik çevreleri ile yakın ilişki içindeydi. 1899’da kurulan Uluslararası Müzik Derneği’nin (International Musical Society) kurucuları arasında yer aldı. Derneğin Avrupalı olmayan tek üyesiydi. Berlin’de geçirdiği yıllar boyunca Ermeni ve Kürt müzikleri üzerine dört seminer verdi, nitekim mezuniyet tezi de Kürt müziği üzerineydi.

1900 yılında Eçmiyadzin’e geri döndü, Kafkaslar ve Ağrı Dağı çevresindeki halk türkülerini ve dans müziklerini derlemeye başladı. Aynı dönemde, 11. yüzyılda Ermenilerin kullandığı ve bugün halen çözülememiş olan “khaz” nota sistemi üzerine çalışmaya başladı. Avrupa’da Anadolu halk müzikleri üzerine birçok seminer verdi, yerel ve uluslararası dergilerde makaleler yayınladı. Kilise şarkılarını çokseslendirdi. Anadolu halk müziğine duyduğu ilgi ve Batı ile olan yakın ilişkileri nedeniyle 1910 yılında İstanbul’a yerleşmeye karar verdi. Burada 300 kişilik “Kusan” korosunu kurdu. İlahileri çokseslendirmiş olması ve koroya kadınları da alması nedeniyle kilise çevresiyle başı birçok kez derde girdi. Ama İstanbul’un entelektüel çevresinde kendine önemli bir yer edindi.

1913’te kendisinin yorumladığı eserlerini Paris’te plaklara kaydetti. 1914 yılında Uluslararası Müzik Derneği’nin toplantısında seminerler verdi ve derneğin Ortadoğu temsilcisi seçildi. Gomidas bundan sonra Anadolu’nun müzik gelenekleri üzerine yaptığı çalışmalara hız verdi. İstanbul’da açılması planlanan konservatuarda armoni ve Batı müziği tarihi derslerini vermesi için davet edildi.

Ve 1915… İstanbul’daki birçok Ermeni sanatçı ve aydın gibi Gomidas da tutuklandı ve tehcire tabi tutuldu. Yanı başındaki arkadaşları ile aynı kaderi paylaşmaktan son anda kurtarıldı, Amerikan Büyükelçisi Henry Morgenthau ve Veliaht Mecit Efendi’nin araya girmesiyle Çankırı’dan geri döndü. Ama İstanbul’daki evine geldiğinde yazılarının, el yazmalarının, “khaz” nota sistemi üzerine yaptığı çalışmaların ve kütüphanesinin darmadağın edilmiş olduğunu gördü. Daha önemlisi, tehcir sırasında yaşadıklarının etkisiyle ruhsal dengesini yitirmeye başladı. 1919’a kadar Şişli’deki Fransız Lape Hastanesi’nde, 1919’dan sonra ise Paris’te tedavi edilmeye çalışıldı. Ama hiçbir zaman iyileşemedi, bir daha ne beste ne derleme yaptı ne de yazı yazdı. 1935’te Paris’te öldü.

Geride birçok derleme ve beste bıraktı. Anadolu’dan derlediği üç binin üzerinde Ermenice, Kürtçe, Arapça, Farsça ve Türkçe türkü ve şarkıyı notaya çekmişti; Türkçe türkülerin yanı sıra klasik Türk musikisi ile de ilgileniyordu.

Gomidas Vartabed’in birçok yere dağılmış olan eserlerine bugün Türkiye ve dünyada yaşayan bütün Ermeniler sahip çıkıyor. Eserleri Amerika’da, Avrupa’da albümler ve kitaplar haline getirilerek yayınlanıyor. Ermeni cemaatinin düzenlediği birçok konser programındaki yerini hâlâ koruyor Gomidas. Ancak ona en çok sahip çıkması gereken bu toprakların insanları onu tanımıyor. Bugün yaşadığımız kültürel fakirleşmenin temelinde geçmişten devraldığımız bu kültür ve değerleri sahiplenmemek, o dokunun bazı ilmiklerini ayıklamaya çalışmak yatıyor; “birlik ve beraberlik” adına Anadolu kültürü tek bir renge boyanmaya çalışılıyor. Bazıları ise “cahil cesareti” ile seviyesizliğin karışımından oluşan bir ruh haliyle boyundan büyük karalamaların konusu yapmaya çalışıyor bu değerleri. Ama Gomidas, Anadolu kültürünün önemli bir parçası. Onu, Ermeni kültürünü ve Anadolu’da yaşayan tüm diğer kültürleri, bu dokudan ayıklamaya çalışmak boşuna…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: